Aman! Kafanı Yorma Bir şey Çıkmaz…
İbrahim TORU
ibrahimtoru@kanalurfa.com
01-08-2015

Her toplumun bir yapısı vardır. Her insan bir olmadığı gibi her yaşam da bir değildir. Toplumlar yaşadıkları yere ve ortamlara göre değişiklik gösterirler.

Örneğin bir Çinli ile bir Hindistanlının yaşamı birbirinden farklıdır. Bir Afrikalı ile bir  Rus’un. Örnekleri, toplumları daha da arttırmamız mümkün.

Türkiye ise bu konuda biraz daha şanslı ve biraz daha avantajlı. Türkiye hem Ortadoğu’ya yakınlığı hem de Avrupa’ya yakınlığı ile ülke de yaşayan insanlardan da bellidir bu. Daha fazla kültürü bünyesinde ihtiva eder. Bir mozaik gibidir denilebilir. Farklı yaşam tarzlarına ülkenin dört bir yanında rastlamanız mümkün.

Tabi bu noktada farklı mozaiği sahip olmak kadar onu sahiplenmekte önemlidir. Konuyu biraz daha açacak olursak kişi içinde bulunduğu toplumun kendisini, yaşayışını, kurallarını da sahiplenmesi gerekir. Ama en önemlisi, kişi yaşadığı ili sahiplenmesi gerekir.

Bakın bir karşılaştırma yapalım. Bir Karadenizliyle bir Güneydoğuluyu yana yana getirelim Bu kişilerin Trabzonlu, Samsunlu, Rizeli, Artvinli , Giresunlu, şanlıurfalı, Diyarbakırlı, Mardinli, Gaziantepli olması fark etmez. Ve soralım senin memleketin neresi? ?nanın bu soru karşısında bir Karadenizliden alacağınız ilk cevap Karadenizliyim olacak ve ardından gelecek olan cevap ise yaşadığı il olacaktır.

Aynı soruyu bir de Güneydoğulu  insana sorun. ?lk cevap yaşadığı il veya yaşadığı ilçe  gelecektir. Bırakın ili, ilçe önce gelecektir. Buyurun denemesi bedava.

şimdi soruyorum sizce Karadenizliler mi birbirine daha bağlı yoksa biz mi birbirimize daha bağlıyız? Bu bizim eksikliğimiz olarak göze çarpıyor. Maalesef bütünlük noktasında paydalara ayrılmışız.

Gelelim diğer bir eksikliğimize, hatta eksiklikten daha da öte hastalığa.  Bir ortamda bir şeyler anlatırsınız, doğru olduğuna inandığınız bir fikri beyan edersiniz. Bulunduğunuz yerden biri söz alır psikolojinizi, azminizi, keyfinizi kaçıracak olan bir söz söyler “Aman ne kafayı yorisan boşver bir şey çıkmaz” diye… Aslında söylenilen sözden bir şey çıkıp çıkmaması pek önemli değildir. Ya da o sözde ben söyleyeyim de oradakiler beni taktir etsin düşüncesi amaçlanmamıştır. Gaye, orada bulunanlara faydalı olmaktır. Biliyoruz ki bilgisini başkasının faydasına kullanmayan kişi sadece o bilgiyi üzerinde yük etmiştir, kendine eziyet etmiştir. Hem o sözden bir şey çıkıp çıkmayacağını da Allah bilir ama bu sözden sonra insanda heves, azim kalır mı bunu da siz hesap edin?

şehrimizin gelişmemesinde diğer bir etken de  boş konuşmadır.. Moral verici, nasihatten çok eleştirici ve yıpratıcı söz kullanmamamız karşıdakine zarar verdiği gibi kişinin kendi kişiliğine de zarar verir.

Bu saydıklarımızın ne faydası var bizlere. Boş konuşma, başkasını çekememe kime yarar sağlar? Cevabı belli kimseye.

Bunları bu şekilde yapacağımıza, ön yargılarımızı bir taraf bıraksak, karşıdakini dinleme nezaketinde bulunsak, ezbere değil de bilerek anlamlı bir şekilde konuşmayı öğrensek, yıkıcı değil de yapıcı olmayı kendimize ilke edinsek, bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetini bir kenara bıraksak, aman boş ver rahatıya bak düşüncesini kafalarımızdan çıkarsak daha güzel olmaz mı?

Saygılar


Bu yazi toplam 2214 defa okunmuştur
Henüz yorum yapilmamis.
Yazarin Diger Yazilari
TAZİYE
ANKET
banner163