Özledim…
İbrahim TORU
ibrahimtoru@kanalurfa.com
01-08-2015

Dikkat ederseniz genelde yazılarımı Urfa ve Urfa’da yaşanan olaylarla ilgili konulardan seçiyorum. Eksikler ve hasretlerle ilgili konuşuyorum. Fakat bu kez kendi özelimi ve eksikliğini hissettiğim özlemimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Özledim babam özledim!

Senin konunu, konuşmanı, nasihatini ve bakışını özledim. Bizden ayrılalı yaklaşık 2,5 yıl oldu, ama seni unutamadım. Gizli ağlamalarım ve dalıp gittiğim mazideki o güzel anları, bu defa gizleyemedim. Seni şuan daha iyi anlıyorum. Varlığın ne büyükmüş meğer…

Büyüdükçe anlıyor insan; beni bugünlere getiren, hep korkmadan cesur olmamı söyleyen ve desteğini hiç eksiltmeden gurbete ve şehir dışına gittiğimizde, en büyük sigortam ve güvencem olan ve her defasında patron koltuğunda seninle tartıştığımız gün aklıma geliyor.

Anladım ki; sen bizi gelecek için ayarlamışsın, senin gözündeki geleceği şimdi anlıyorum be babam.

Bir insanın annesini babasını seçme hakkı yoktur. Ama inan ki hep şükrettiğim ve rahmetle andığım kişi ey babam; iyi ki babamsın, iyi ki annem ve kardeşlerim bu kadar güzel…

Senin verdiğin ahlak ve terbiye ile tüm çocukların insanlara ve memleketine faydalı işler yapıyor. Gözün arkada kalmasın. Verdiğin ve gözetlediğin fakir fukara ve yetimler seni düşündükçe, daha manalı ve anlamlı oluyor. Çünkü; biz senle insanları sevdik. Biz senle yetimi, öksüzü ve fakirleri sevdik. Haklı kimse onun yanında olduk. Ve senin açtığın yolda yürümeye çalışıyoruz. Ah Babam Ah! Keşke yaşamış olsaydın da daha fazla yardım etseydin bize.  Tekrar o gülüşün ve nasihatini verseydin.

Küçüklüğümde, okuldan çıkıp yanına geldiğimde yediğin yemekten bana ikram ettiğini, gece geç saatlere kadar kahvehanede bir çay uğruna çok çile çekip, bizi yetiştirdiğin o garip ve o kadar samimi ve gerçek ortamı özledim.

Eskiden insanlar daha samimi ve gerçekti. Herkes birbirine gider hal hatır sorardı. Annem kış gününde Kuyubaşı On ikiler mahallesinde, o güzelim mazi dolu evde odunlu sobada bizi ısıttığı yağmurlu günde ıslanıp sobanın önünde ısındığımız, getirdiğin meyveyi ve hayata yorgun halini özledim. Babam senin hakkını nasıl veririm bilmem. Babam Seni Çok Özledim, Seni Çok Özledim be babam.

Yemeğini ve bedenini bize harcayan insan işte, o insan benim sevgili babam. O babanın en büyük aşkı ve destekleyicisi, sessizliğe ve kadere inanan her şeyini, çocuk ve torunlarına harcayan saygı değer çileli anam; iyi ki siz benim ailemsiniz. Ben sizinle gurur duydukça halkımızın da duaları sizinle olacaktır…

Çocukluğumda ayakkabı boyacılığı yaptığım dönemlerde, okula giderken yarım ekmek üzerine domates salçası ve arasına yeşil soğan koyduğumuz günler, hani senli benli değil, hep bizim olduğumuz ve kardeşlerimle oynadığımız küçük trenimiz, bilyeli arabamız ve telli arabamızı unutmadık. Ben o yoksullukta ki dostluğu ve samimiyeti sevdim. Eskiden maddiyat yoktu ama mutluluk çoktu. şimdi ise dünyada herkesin refah düzeyi yüksek ama mutluluk, samimiyet ve doğallık yok. O yüzden içimde sayfalara sığdıramadığım mazideki günleri özledim. O yüzden ben babamı ve mazideki günleri özledim. O küçük hayat ve neşe dolu o güzelim doğduğum evi  ve yeri özledim.

Ya siz hiç maziyi o güzelim günleri özlemediniz mi?

Bugün babamın doğum günü ve ben babamı çok özledim...


Bu yazi toplam 2810 defa okunmuştur
Henüz yorum yapilmamis.
Yazarin Diger Yazilari
TAZİYE
ANKET
banner163