şanslı Urfa
İbrahim TORU
ibrahimtoru@kanalurfa.com
01-08-2015

Dünya medeniyetler tarihinde önemli bir yer tutan; tarihiyle ve mistik havasıyla, yeraltı ve yer üstü zenginlikleriyle dünyada ender rastlanan örf, adet ve musikisiyle eşi benzeri olmayan bir ile sahibiz: şanlıurfa ya da diğer bir tabirle şanslı Urfa…

Memleketimizin birçok ilden artı ve farklı yönleri var. Havası, suyu, toprağı ve tarihi birikimiyle güzide bir şehir olan şehrimizin üstün özelliklerine yetişebilecek şehir sayısı çok azdır. Harran ovası ile Fırat’ın birleşmesi ile birçok tarımsal üründe ilerleme kaydedildi. Özellikle pamukta %40’ın üzerinde bir ortalama ile şanlıurfamız en ön sırada. Bunun haricinde mercimek, mısır, arpa, buğday, fıstık ve diğer ürünlerde de ilk sırada olduğumuzu söylemek mümkündür. Önceleri iki bin dönüm arazisi olan kişi ağa olamıyordu ama şimdi 150- 200 dönüm arazisi olan bile ağa olabiliyor. Türkiye’nin en çok destekleme ve sıcak parası şanlıurfa’ya geliyor. Ama bu paralar nereye gidiyor diye sormamız lazım. Evet, bu paralar nerede? Bu paraları memleketimize yatırıma mı dönüştürüyoruz. Yoksa har vurup harman mı savuruyoruz?

Gelen devlet desteklemeleri maalesef kötü kullanılıyor. Çiftçilerimizden tutun iş adamlarımıza kadar yatırımlarını doğru düzgün yapamadıklarından devlet tarafından verilen desteklemeler ya tefecilere kaptırılıyor ya da keyif- eğlenceye harcanıyor.

Pamuk ve fıstığın başkentiyiz ama bu alanlarda markalarımız yok. Bilinçli bir şekilde çalışmadığımızdan tarımsal ürünlerimizi sanayi kollarında değerlendiremiyoruz (ya da değerlendirmiyoruz). Kendimizi yenileyemediğimiz gibi Türkiye’ye de katkı sağlayacak ekonomik mal üretiminde sınıfta kaldık, markalaşamadık. Dünyaya mal satmaktan bahsetmiyorum biz daha komşu şehirlere bile ciddi manada işlenmiş mal satamıyoruz.

Memleket olarak çok konuştuk ancak az düşündük. Halen de aynı şekilde devam ediyoruz. Değerli paramızı ve vaktimizi önemsiz işlere harcıyoruz. “Dostlar pazarda görsün” mantığıyla ve sırf “desinler” diye konuşup duruyoruz ne konuştuğumuzu bilmeden, araştırmasını yapmadan ve her zaman kulaktan dolma bilgilerle… Yöneticilerimizden alt tabakaya kadar tribünlere oynamayı adet haline getirmişiz. Bu da memleketimizin reel gelişimini olumsuz etkiliyor.

Herkes memleketimizde az iş yapılmasından ve kafa yapımızın yanlışlığından şikâyetçi ancak beyinler gelişmiyor ve ufkumuz gittikçe daralıyor. Urfa’mızın kafası % 10- 15 çalışıyor. % 80- 85 oranında da gözümüzle düşünüyor, gözümüzle karar veriyoruz. Yenilikçilik ve girişimcilik adına bir ilerleme kaydetmediğimiz gibi her zaman hazıra konma huyumuz var ki bu da gelişmeye aday bir şehre kesinlikle yakışmıyor.

Gelişen ve büyüyen firmalara bazı kesimlerin tahammülü yok. Çünkü burada hasetlik (çekememezlik), dedikodu kuvvetli… Gerçekleri konuşmayan ve samimiyetsiz insanlar topluma öyle bir sirayet etmiş ki iyi işler yapmak isteyenleri toplum gözünde bir cadı bir canavar gibi tanıtıyorlar. Sonra da hadi bakalım “cadı avına…”

Biri birine sormuş: “Osmanlı Devleti neden yıkıldı biliyor musun?” Karşısındaki kişi Osmanlı’nın yıkılma sebebini bilmiyormuş. “Vallahi bilmiyem” demiş. Soran kişiye sormuş: “Sen bilimisen abey niye yıkılmış bu Osmanlı Devleti?”. ?lk soruyu soran zat şöyle cevap vermiş: “Bak kardeşim Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında birçok etken var mesela ekonomik, siyasi buhran ve eğitimsizlik gibi nedenler var ama en büyük neden nedir biliyor musun kardeşim. En büyük etken Osmanlı’nın içindeki gellehçiler (şakşakçılar) olmuştur. Osmanlı’yı gellehçiler yıkmıştır. Kötü gidişe dur dememişler, kötüye iyi demişler, Osmanlı’nın gelişmesi önünde engel olmuşlar ve sonuçta koca cihan devleti tarumar olmuş…”

şanlıurfa’da biraz Osmanlı’ya benziyor. Gelişimin önünü her zaman tıkayanlar var. Mevcut durum kötü olsa da gellehçiler bu durumu her zaman iyi gibi gösterdiğinden memleketimizde gelişme adına adım atılamıyor. Gelişme adına adım atanları da hasetlik, dedikoduculuk, kendini bilmezlik ve cahillikleri yüzünden engelliyorlar. “?tiraf ediyorum, suçluyum” başlıklı yazımda belirttiğim gibi Türkiye’nin Ergenekon’la uğraştığı gibi şanlıurfa’da Kerkerekon’la uğraşsa sorun kalmaz. Ama kim bu Kerkerekon’la uğraşacak ki? Hem biz Urfalılar demez miyiz “amaaaan boş ver” “rehetiye bak” “kafayi yorma” “ben siye demedim mi” “hesabiya gelise babosan” “hesabiya gelmezse teeyy gördimi ben siye demedim mi bişe çıkmaz”… “iyi bişey yaparsay başiy derde girer, belaya girer” Evet memleketimizde boş vermişliğimizi o kadar çok sözle ispatlayabiliriz ki bu sözler maalesef günlük hayatımızın bir parçası… (Peygamberler şehrine hoş geldiniz ama “Nemrud’un torunlarını da unutmayınız!)

Unutmayalım ki burası Peygamberler şehri olduğu kadar halen Nemrud’un torunlarına da ev sahipliği yapıyor. ?slam Tarihini araştırırsanız Peygamberimiz, Ebu Cehiller yüzünden Mekke’den, Hz. Musa, Firavun’la mücadelesi nedeniyle Mısır’dan. Hz. ?brahim’de Nemrud’la mücadelesinden dolayı Urfa’dan hicret ettiler. Eskiden şanlıurfa’dan göç eden zenginlere kızardım. Derdim ki bu zengin insanlarımız neden şanlıurfa’da kalıp, yatırımlarını memleketlerine yapmazlar? Gidip de bir daha geri gelmezler? Ama sonradan bu insanları anlamaya çalıştım. Onlar da bir nebze olsun haklı. Çünkü şanlıurfa’da ?brahimî ve Nemrudî nesillerin mücadelesi devam ediyor. Ancak belirtmeliyim ki artık tabuların yıkılması lazım. Memlekete faydalı olacak insanlarımızın şanlıurfa’dan gitmemesi lazım. Urfa’da yatırım yapmaları lazım.

Burada bir hikayeyi de eklemeden geçemeyeceğim. Bir gün bir civciv soğuktan ölmek üzereymiş. Oradan bir davar geçmiş ve civcivin üstüne pislemiş. Civciv boyunun 4–5 kat fazlası bir pisliğin içinde kalır ve davara söylenmeye başlar. Derki “Başka yer mi bulamadın pisleyecek. Zaten boyum küçük ve senin pisliğinin içinde kaldım” Bu sırada oradan geçen bir kedi pisliğin içinde bir şeyin kıpırdadığını görür ve gider pisliği temizler. Civciv pislikten kurtulur kurtulmasına ama kedi civcivi afiyetle yer. Bu meseleden çıkarmamız gereken ders nedir? Davar pisliği ile civcivi soğuktan korumaya çalışırken civciv ona serzenişte bulundu. Kedi ise civcivin boş konuşması ve dalgınlığından faydalanarak civcivi gafil avladı. Demek ki “Üzerine pislik atan herkesi düşman sanma!!! ama üzerindeki pisliği temizleyeni de dost sanma!!!”

Sorarım size ey cemaat dünyada eşi benzeri var mı Harran, Suruç, Viranşehir ovasının? Var mı dünyada Göbeklitepe, Balıklıgöl, Harran Evleri’nin eşi benzeri? Pamuk, fıstık ve eşsiz yemekleri ile anılan narin ve güzel Urfa’mın sesi ve yemekleri dünyanın diğer ucunda ve cennet vatanımızın dört köşesinde dikkati çekmedi mi? Ülkemizin ve dünyanın dört bir yanında sarı yeşil tabela ve döşemeleriyle dikkat çeken lokantalarımızın olması bile bizim çok köklü bir medeniyete sahip olduğumuzu göstermez mi? Yemekleri, lokantaları, Kanal Urfa’sı, şanlıurfaspor’u ile memleketimizin insanları Allah’ın torpilli kullarıdır diyorum ama maalesef bu torpilli kullar kıymet bilmiyorlar. Göbeklitepe’ye sahip çıkamadık. Doğru düzgün bir yolu yok. Turistleri ağırlayabileceğimiz mekanı yok. Balıklıgöl karanlıklar içinde ama gören yok. Yerli ve yabancı turistlerimiz akşam vakti Balıklıgöl’de rahatlıkla gezebiliyor mu? Artık yeter demenin zamanı geldi ve geçiyor. Sahip çıkalım tarihimize, tarımımıza, kültürümüze… Kısacası sahip çıkalım Urfa’ya ve değerlerimize…

Urfalı, daima bir başka Urfalı’yı hafif tartar!!!... Bizde yabancı hayranlığı had safhada. Birlik- beraberlik yok. Kurumsal çalışmamız yok. Bilinçli ve ileriye dönük projelerimiz yok.

Evet, şanlıurfalı kardeşlerim onun bunun dediğini bırakın ve olumlu yönden artı değerlerimizi düşünün ve onları ön plana koyun ve göreceksiniz ki şanlıurfamız birçok ilimizden daha öndedir. Ayrıca bu güzel özellikleri ile şanlıurfa ilerleme noktasında büyük adımlar atacak potansiyele sahiptir. Kısaca şanlıurfamız şanslı Urfamızdır. Boş işlerle uğraşmayı bırakıp ona buna laf atmaktansa bir şeyler üretelim. Bir şeyler üretelim ki bu topraklar üzerindeki haset, fitneci, fesatçı insanlar bir ders alsınlar. Unutmayalım ki iyilik eden iyilik bulur kötülük eden de kötülük bulur. Biz iyi ve iyilik edenlerden olalım… Allah’a emanet olun. Herkese saygılar. 


Bu yazi toplam 6767 defa okunmuştur
Henüz yorum yapilmamis.
Yazarin Diger Yazilari
TAZİYE
ANKET
banner163