Sorgulayarak Öğrenme
AZİZ KOYUNCU
AA
02-02-2016

   Tarihimizin derinliklerine indiğimizde millet olarak itaat kültürünün mirasçıları olduğumuz ve itaat kültürünün izlerini her dönemde rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Tarihte aile büyüğü, aşiret büyüğü, din büyükleri, toplumun kanaat önderleri veya devletin görevlendirdiği insanlara ciddi bir saygı olurdu ve genellikler insanlar bu zümreden gelen tavsiye, fikir, emir vs. şeyleri sorgulamaz mümkün olduğunca yerine getirirlerdi. Gerek osmanlı, gerekse osmanlı devletinden önce toplumun eğitim seviyesi olabildiğince yüksek ve ahlaki değerler de olabildiğince ileri seviyedeydi, peki o dönemlerde toplumda itaat kültürünün gelişmesinde ki etken sanırım toplumda herhangi bir yere gelen insanlar liyakatli ve  bir o kadar ahlaklılardı ki toplum onlara saygı duyar ve olabildiğince itaat ederlerdi. Osmanlı devletinin yıkılması ve yerine cumhuriyet sistemine geçilmesiyle gerek toplum, gerek devlet yönetimi ile alakalı yeksek çapta değişikler gerçekleşti. 


   özellikle yakin dönemde teknolojik gelişmeler ile dünya adeta global bir köy haline geldi. İnsanlar dünya ile daha çok hızlı şekilde entegrasyona geçti ve toplumlar arası gerek kültürel, gerek bilgi ve teknoloji hızla yayılmaya başladı bu da toplumuzu ciddi bir şekilde etkiledi. Dünya ile entegrasyon toplum olarak tarihten beri alışık olduğumuz birçok şeyi etkiledi. 


   Bu değişimlerin başında eğitim gelir, özellikle yakin tarihimizde eğitimde yapılan köklü değişimlerin başında batıda ‘’ Inquiry learning’’ olan ve biz de ise sorgulayıcı öğrenme dediğimiz kavramlar gelişmeye başladı. Artık okullarda öğretmenler sorgulamadan hazır bilginin alınmaması gerektiği öğretilmektedir ki şahsen ben bir eğitimci olarak bunu çok önemsiyorum ama toplum olarak bunu aşmamızın kolay olamayacağı itaat kültürünün günümüze kadar etkisinden kaynaklandığını düşünüyorum. Anne-baba veya toplumun kanaat önderlerinin büyük bir kısmı  sorgulayıcı bir eğitimden geçmediklerinden dolayı genç nesiller ile sıkıntılar/tezatlar yasandığı ve yaşayabileceği çok kaçınılmaz olduğu aşikar. 


   Simdi ki çocukların kültür, örf, sorgusuz itaat, adet, gelenek ve göreneklerimizi sorgulamadan kabul etmesi günümüz eğitim sistemi ve dünya ile bu şekilde siki entegrasyon ile mümkün değildir. Bundan dolayı velilerin bu anlayışa hazır olması ve çocukların sorgulaması karşısında sabirli ve makul cevaplar verebilmeleri gerekir.  Yoksa isin kolayına kaçıp  toplumda her zaman ‘ Yeni nesi’ denilip serzenişten öteye varabileceğimizi düşünmüyorum. Çocukların sorgulamarına açık ve sorularına cevap verebilecek donanıma gelmemiz lazım. 


   Aslında tarihimizde olayları iyi okuyup topluma adeta karanlıkta fenerin ışığı gibi yol göstermiş büyük kametlerin olduğunu unutmamamız lazım. Niyazi Misri siirinde


                       Her mürşide el verme kim,yolunu sarpa sardırır


                       Mürşidi kamil olanın,gayet yolu asan imiş


şiirinde  bizlere sorgulayıcı bir bakış acısını yüzyıllar önce göstermiştir. 


  Hakeza yakin tarihimizde en etkili 3-5 dehadan birisi olan Said Nursinin bu topluma sorgulayıcı ve eski kalıpları kiran hal ve yazılarından da anlaşılacağı gibi toplum olarak kalıplardan sıyrılmamız gerektiği ortadadır. Aşağıda vereceğim örnek her ne kadar din, dini lider ve belirli bir bölge ve  ile alakalı olsa da bunu genelleştirebilir ve günümüz topluma uyarlayabiliriz. Sait Nursini münazaraat adli eserinde kendisi ile doğuda aşiret büyükleri arasında gecen diyaloğu aynen paylaşıyorum 


Said Nursiye yöneltilen soru : büyük bir adamın, velinin, bir şeyhin, büyük bir alimin karşısında nasıl özgür olacağız? Onlar bizden ustun oldukları için bize tahakküm etmek onların hakkidir. Onların faziletleri bizi esaret altına almıştır. 


Said Nursinin cevabi: Veli olmanın, şeyh olmanın, büyük bir insan olmanın göstergesi; mütevazi yani alçakgönullu olmaktır. Demek ki kibirli olan gerçekte şeyhlik taslayan bir çocuktur. Siz de onu büyük görmeyiniz. 


Bu yazi toplam 961 defa okunmuştur
Henüz yorum yapilmamis.
Yazarin Diger Yazilari